Düşe Kalka

Kentte Çocuk Çocukta Kent

Çocuklara Adalet Ekim 30, 2009

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 15:36
Tags: , ,

Program 75

11 Nisan 2009

Bu hafta programımızın konusu, ‘suç’. Çocuklara Adalet Girişimi’nin bilgilendirme faaliyetleri, ‘suç’ konusunu gündemimize almamızda etkili oldu. Her hafta olduğu gibi, bu kez de ele aldığımız meseleye çeşitli farklı çerçevelerden bakmaya çalışacağız. Ama önce, nedir ‘suç’, nasıl tanımlanmaktadır?

  • Suç, genel olarak “yasaklanan” veya “cezalandırılan” davranışlara denir. Hukuki açıdan ise, hukuk düzeni tarafından ceza veya güvenlik tedbiri yaptırımına bağlanmış fiildir. Suçun ispatlanamaması, insanlar tarafından uydurulmuş soyut bir kavram olduğunu gösterir. (wikipedia)

Genel referans için: http://www.cocuklaraadalet.com/

Bir “çocuğun” suçu ve cezası ne olabilir?
Dünyadaki tüm çocuklara bayram armağan etmiş bir ülke Türkiye. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk imzacılarından. Çocukların öncelikli yararını sağlamaya, büyüme ve gelişmelerini desteklemeye ve çocuklar arasında ayrım gözetmemeye söz vermiş. Ancak Türkiye’nin hapishanelerinde aylardır adaleti bekleyen çocuklar var. Ailelerine, evlerine ve okullarına dönmeyi bekliyorlar. Diyarbakır, Adana, Gaziantep, Şırnak ve diğer illerde yaşları 12 ile 18 arasında değişen, çoğu ilköğretim öğrencisi 250’den fazla çocuk sokak protestolarına katıldıkları ve polise taş attıkları gerekçesiyle tutuklu bulunuyorlar. Bu çocuklar TC’nin de imzalamış olduğu BM (Birleşmiş Milletler) Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı olarak yargılanıyor ve hapis yatıyorlar.
Haklarında istenen hapis cezaları 23 yıla kadar çıkıyor. Ve yargılanma sebepleri sokak protestolarında taş atmak. Verilmek istenen ceza ise neredeyse dünyada yaşadıkları günlerin iki katı… Oysa onlar okul çocukları, okulları öylece kaldı. Aileleri ile görüştürülmeyenler bile var. Sağlık durumları her gün daha kötüye gidiyor. 
Çocuklukları dört duvar arasında ölüyor! Tanıdığımız, sevdiğimiz herhangi bir çocuktan tek farkları bu. Çocuklarla birlikte çocuklar için adalet istiyoruz! Tüm çocukların ağır ceza mahkemelerindeki davaları görevsizlik kararı verilerek çocuk mahkemelerine devredilsin. Tutuklu yargılanan çocukların tutukluluk halleri bitirilsin ve ailelerine, evlerine dönebilmeleri sağlansın. Çocukların yaşlarını çok aşan gerekçelerle mahkûm edilmelerine, dört duvar arasına hapsedilmelerine rıza göstermeyin!
Ve bir kere daha düşünün; bir “çocuğun” suçu ve cezası ne olabilir?

Bugün Türkiye’deki bu UTANÇ’ın sebebi 2006 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası’nda, çocuklara ÇOCUK gibi davranılmasının es geçilip “yetişkin” gibi davranılmasıdır. Eğer yasadaki 9 ve 13. maddeler çıkarılırsa ÇOCUKLAR, BM Çocuk Hakları Bildirisine uygun olarak yargılanıp eğer ondan sonra da gerekiyorsa, yetişkin hapishanesi koşullarında değil, çocuk ıslahevlerinde kalacaklardır.
http://www.0-18.org/ (Çocuk Hakları Ulusal İletişim Ağı)
http://www.atonet.org.tr/ Çocuk Suçlular Raporu’ndan alıntı:  

ATO’nun 3 ayrı resmi kurumun verilerinden yararlanarak hazırladığı rapora göre,

  • Türkiye’de çocuk suçlu sayısı hızla artıyor. Mala karşı işlenen suçlarda her 100 şüpheliden 25’i çocuk. Bu çocuklardan yüzde 80’i hırsızlıkla suçlanıyor.
  • 100 cinayet şüphelisinden 9’u çocuk. İntihara teşebbüs eden her 100 kişiden 20’si çocuk.
  • 2000 yılında 88 bin olan çocuk sanık sayısı 2003 yılında 124 bine çıktı.
  • 2005 yılı temmuz ayı itibariyle cezaevinde bulunan her 100 kişiden 3’u çocuk.

ATO Başkanı Sinan Aygün, rapora ilişkin değerlendirmesinde, çocukların suça toplum tarafından itildiğini belirterek, şunları söyledi:

Toplum olarak bilimadamları yetiştirmemiz gerekirken suç dosyası kabarık, sabıkalı insanlar yetiştiriyoruz. Okul sıralarında oturması gereken çocuklarımız sanık sandalyesinde oturuyor. Suçlu olan çocuklar değil, biziz. Suçlu çocuk yoktur, suça itilen çocuk vardır. Kalem tutması gereken eller silah tutmasın.
Başta aileler olmak üzere devletin ilgili tüm birimlerinin, eğitim kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin çocuklara sahip çıkması gerektiğini belirten Aygün, eğitim olanaklarından yoksun çocukların suça daha kolay itildiklerini kaydetti. Ekonomik nedenlerde suç işleyen çocuk sayısının da hızla arttığını vurgulayan Aygün, şöyle devam etti:
Devletin tespitlerine göre son 5 yılda güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısındaki artış yüzde 88. 2004 yılında güvenlik birimlerine getirilme nedeni yüzde 64 ile suç isnadı. Bunların yüzde 19’u mağdur, yüzde 5’i sokak çocuğu, yüzde 9’u madde bağımlısı. Madde bağımlısı çocukların yüzde 5’i kız…
Aygün, çocuk suçluluğu ile mücadele için resmi kuruluşların öncülüğünde seferberlik başlatılması gerektiğini, bu konuda ATO olarak üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

Kitap:
“Çocuk ve Suç” / Hüseyin Peker / Çocuk Vakfı Yayınları

Yazar, çocuk ve suçu; çocuğu suça iten etkenleri, ailenin çevrenin ve eğitimin rolünü araştırıyor. Çocuk suçlarıyla ilgili bilgiler verip, konu ile ilgi yapılan çalışmaların sentezini yapıyor. Çocuğun kalıtım, bedensel ve zihinsel özelliklerini de işin içine katarak çözüm önerilerinde bulunuyor.

 

Savaş ve Çocuk

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 15:22
Tags: , ,

Program 66

7 Şubat 2009 

Dikmen Öğretmen Necla Kızılbağ İ.Ö.O. öğrencileri Alternatif Çocuk Gazetesi’ne Savaş ve Çocuk konulu bir dosya hazırlamışlar: Alternatif Çocuk Gazetesi ; http://www.ilet.gazi.edu.tr/Cocuk.pdf
Zlata’nın Savaş Karşıtı Günlüğü’nden…

“SIKINTI!!! ATEŞ ETME!!! BOMBARDIMAN!!!  İNSANLAR ÖLDÜRÜLÜYOR!!! ÜZÜNTÜ!!! AÇLIK!!! SEFALET!!! KORKU!!! İşte hayatım! Masum bir on bir yaşındaki kız çocuğunun hayatı! Okula gidemeyen, okulun zevk ve heyecanından yoksun bir kız öğrenci. Oyunsuz, arkadaşsız, güneşsiz, kuşsuz, doğasız, meyvesiz, çikolatasız, şekersiz ama sadece biraz süt tozuyla idare eden bir çocuk. Kısaca çocukluğu olmayan bir çocuk.”
1992 Haziran’ında Sarejova kuşatması altındayken günlük tutan 11 yaşındaki Zlata, yetişkinlerin keyfi yaş, deneyim ve iktidar ilişkileri çerçevesinde tanımladıkları çocuğu ve çocukluğu böyle algılıyor. Zlata’nın sözlerinde çocukluğun öğeleri (özellikler ve gereklilikler) sıralanmıştır: masumiyet, okul, eğlence, oyun, arkadaşlar, doğa, şeker. Bunlardan yoksun olan Zlata ve arkadaşları, ‘çocuk’ olamazlar. Zlata’ya göre çocuk, sadece demografik ya da kronolojik terimlerle (diyelim, doğum ile on dört yaş arası) ifade edilemez. Çocuk, ancak çocukluğuna sahip gerçek bir çocuk olabilir. (Hugh Cunningham, Children and Childhood in Western Society Since 1500, London: Longman, 1995, s.1, pasajın çevirisi. K. İnal)

OYUN

Savaşlar devam etti
Kavgalar süregeldi
Cansız bedenler
Kan ile kirlendi

Babası olmayan çocuklar
Birer birer toplandılar
OYUN sanılan bu savaşta
Teker teker  vuruldular
Özge Aydoğan- Dikmen Öğretmen Necla Kızılbağ İ.Ö.O. 7. sınıf

Savaş ve Çocuk

“… Savaş, insanları ve tüm doğal çevreyi derinden yaralayan bir olaydır. Savaşta rolü olan insanlar yıllar sonra bile atılan bombaların, açlığın ve susuzluğun acısını üzerlerinden atamazlar. Yetişkin insanlar daha olumlu düşünebilir ve bu olumsuz anıları akıllarından silebilirler. Fakat çocukluk yıllarında insanlar yazı yazılmamış bir deftere benzerler. Öğretmenleri, arkadaş çevreleri, anne-babaları çocuğu eğitip büyütürler. İnsanlar çocukluk yıllarında öğrendiklerini akıllarından çıkaramazlar. Bir çocuk eğer savaşı yaşamışsa ve o görüntüler belleğine işlenmişse bunu aklından asla çıkaramaz. Büyüdüğü zaman çocuklarına anlatacağı; güzel anıları, oyunları değil, ancak cephede kaybettiği anne-babası, silah mermileri ve bitmek bilmeyen bomba sesleri olur.  …”
Rağde Gündüzöz- Dikmen Öğretmen Necla Kızılbağ İ.Ö.O. 6. sınıf 

“Beş altı yaşlarındaki yuva çocuklarından Filistinli bir çocuğun resmini yapmalarını istemiştim.  Hepsinin bildiğimiz çöp adam türünden yaptığı resimlerdeki çocukların elinde bir de kalaşnikof vardı. Bunları anlattığımda, toplantıda başlar, “Filistinlilerin çocuklarını  terörist olsun diye yetiştirdiklerini biliyorduk” dercesine sallandı. Araştırmanın ikinci kısmında, aynı çocuklardan İsrailli bir çocuğun resmini yapmalarını istemiştim. Hepsi kağıdın üst kısmına çarpı işaretleri, her çarpı işaretinin altına da, kağıdın dibine kadar inen noktalar yapmıştı. Çarpılar o günlerde Beyrut semalarında aniden beliren İsrail savaş uçaklarını, noktalar da uçakların attığı bombaları ifade ediyormuş. Yuva çocukları, savaş uçaklarından tanıdıkları, hayatlarında hiç görmedikleri İsraillileri, insan olarak bile tahayyül edemiyordu.” Gündüz Vassaf, Tarihi Yargılıyorum, İstanbul:İletişim yay., 2. baskı 2007, s.105-106

Kitap:
Savaş ve Barış /Çıtır Çıtır Felsefe Serisi/ Brigitte Labbe – Michel Puech / Günışığı Kitaplığı
Balık / Laura S. Matthews / Günışığı Kitaplığı
Çizgili Pijamalı Çocuk / John Boyne / Tudem

 

Çocuk istismarı

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 15:18
Tags: ,

Program 62

10 Ocak 2009

http://www.cocukistismarinionleme.org/

Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği, bireyin doğumundan önce ve daha sonraki büyüme dönemlerinde sağlıklı bir şekilde yetişmesini, her türlü istismardan ve ihmalden korunmasını gerçekleştirmek amacıyla 1988 yılında kurulmuştur..
İstismar fiziksel, duygusal, cinsel olabilmektedir.. Maalesef toplumumuzda çocuklarımız zaman zaman istismara ya da ihmale maruz kalmaktadır.. Bunun sonucunda da “ÇOCUK SAFLIĞI” zedelenmektedir… Bizlerin amacı bugünün en değerli varlıkları, geleceğin ise mimarları olacak çocuklarımızın her türlü istismardan korunmaları için toplumumuzu bilinçlendirmek, “istismar ve ihmal” konuları hakkında bireylerin bilgi sahibi olmalarını sağlamak, bu konularda bilimsel veriler üreterek konunun önemini kavratmak ve en güzel ifadeyle ulusal ya da uluslararası “FARKINDALIK” yaratmaktır…

http://www.cnnturk.com/2008/turkiye/11/19/cocuk.istismarina.acil.mudahale.cagrisi/501156.0/index.html

19.11.2008 Çocuk istismarına acil müdahale çağrısı
Çocuk istismarını önlemek amacıyla 21 sivil toplum kuruluşunun katkılarıyla hazırlanan raporda, çocukların fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmamaları için “müdahale programları”na acil ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.

Ankara Barosu ve Gündem Çocuk Derneği ortaklığında, AB destekli “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Uygulamasının İzleme ve Raporlanması Konusunda Kapasite Geliştirme Projesi” kapsamında “Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Uygulanmasının İzlenmesi Hükümet Dışı Kuruluşlar Raporu” yayımlandı.

Raporda, tüm dünyada çocukların olumsuz çevre koşulları ve koruyucu hizmetlerin eksikliği nedeniyle yeterli büyüme ve gelişme gösteremedikleri ifade edildi.

Milyonlarca çocuğun gerektiğinde sağlık kuruluşlarına ulaşamadığı ve hizmet alamadığı kaydedilen raporda, temel eğitim alamayan pek çok çocuğun da psikososyal, duygusal ve bilişsel yönden yeterli ölçüde gelişemediği vurgulandı.

Çocuk haklarına ilişkin yasal çalışmalar hakkında etkin ve geniş katılımlı bir izleme mekanizması oluşturulması önerilen raporda, uygulamadaki ihlal örneklerinin de toplanması gerektiği belirtildi.

“Çocukları Koruma Mevzuatı”nın bütün çocukları kapsayacak biçimde gözden geçirilmesi tavsiyesinde bulunulan raporda, bütün çocukların mevzuatın tanıdığı olanaklara erişebilmeleri istendi.

Mağdur çocukların ifadelerine başvurulması sürecinin savcı ya da hakim yetkisine bırakılması önerilen raporda, çocuk haklarının izlenmesi, sözleşme ile tanınan hakları ihlal edilen çocukların bireysel şikayetlerinin kaydedilmesi ve bunların ilgili makamlara iletilmesi ile görevli “Ombudsman veya Çocuk Komisyonu” gibi bağımsız bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği kaydedildi.

Adli Tıp Kurumu “çocuk bakış açısı” taşımalı

Okul müfredatında insan hakları derslerine yeniden yer verilmesi önerilen raporda, yasadaki çocukların çalışma saatlerinin de yeniden gözden geçirilmesi istendi.

“Adli Tıp Kurumu’nun çocuk bakış açısını taşıyabilmesi için güçlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, “Bunun için barolar, çocuk adaleti yönetimi ile sivil toplum kuruluşları ve çocuklarla çalışılmalı” denildi.

Raporda, çocuğun ceza ehliyeti yaşının da 12’den 15’e yükseltilmesinin çocuğun yararına olacağı belirtildi.

Çocuk haklarının hayata geçirilmesi için “Çocuk Hakları Kamu Denetçiliği/Ombuds Kurumu”nun kurulmasının hayati önem taşıdığı vurgulanan raporda, oluşturulacak bağımsız bir denetçi kurumun, yasaların ve politikaların uygulanışı ve sistematik bir şekilde izlenmesine de katkı vereceği ifade edildi.

Raporda yer alan diğer öneriler ise şunlar:

-Çocuk ve ergenlerin fiziksel, duygusal ve cinsel şiddete maruz kalmamaları ve şiddet davranışlarında bulunmamaları için müdahale programlarına ivedilikle gereksinim vardır.

-Olumlu çevre ortamının oluşturulması ve çocukların iletişim becerilerinin arttırılması, stresle başa çıkabilmeleri, duyguları kontrol edebilmeleri gibi becerileri içeren yaşam becerilerinin geliştirilmesine ilişkin yapıcı programlar düzenlenmeli.

-Hakim ve savcılar için gerçekleştirilen çocuk hakları konusunda hizmet içi eğitimler arttırılmalı.

-Şiddeti dışlayan ana-baba eğitim programları düzenlenmeli.

-Çocuğa yönelik şiddete dair ücretsiz danışma hizmeti sağlanmalı.

Memurlar izne tabii tutulmadan soruşturulmalı

Raporda, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’a, “kamu görevlilerinin çocuklara karşı işledikler suçlar bakımından soruşturma iznine gerek kalmaksızın Cumhuriyet Savcılıklarının soruşturma yürütebilmesi” ibaresinin eklenmesi de önerildi.

Raporda, ayrıca Türk Ceza Kanunu’un 105. maddesinde yer alan cinsel taciz suçunun çocuklar bakımından
“şikayete tabi” suç kategorisinden çıkarılmasına yönelik değişiklik yapılması gerektiğine dikkat çekildi.

Çocukların dini tercihlerini ailenin ve toplumun baskısı ile değil, reşit olduktan sonra kendi bilinçleri ile yapmalarına olanak tanınması istenen raporda, çocukluk çağındaki din eğitimin de isteğe bağlı olması önerisine yer verildi.

Özellikle Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) kuruluşlarında “hizmet alan çocuklara her ne gerekçe ile olursa olsun ve her kim tarafından olursa olsun şiddet uygulanması yasaktır” ibaresinin bulunması tavsiye edilen raporda, koruyucu aile ve evlat edinme sistemlerinin de hızlandırılması istendi.

“Okul sağlığı politikası” belirlenmeli

Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarının “Okul Sağlığı Politikası” belirlemesi gerektiğine dikkatin çekildiği raporda, bunun, öğrencilerin sağlığını koruma ve geliştirmeyi hedeflemesi, sağlık sorunları ile karşılaşıldığında çözebilecek şekilde düzenlenmesi ve kronik sağlık sorunu olan çocuklara yönelik tedavi ve rehabilitasyonu desteklemesi istendi.

Hem müfredatta hem de ders kitaplarında şiddeti normalleştiren imgelerin yer almaması önerilen raporda, şiddet ve istismara ilişkin etkili ve hızlı idari ve yargısal başvuru yollarının sağlanması gerektiği vurgulandı.

Şiddet uygulayanlara yaptırım, görev yerlerinin değiştirilmesi gibi cezalar verilmesi tavsiyesinde bulunulan raporda, Yargıtay’da “çocuk dairesi”nin oluşturulması gerektiği belirtildi.

“Tiner gibi maddelerin amacı dışında çocuklar tarafından kullanımını ve çocuklara satışını yasaklayan yasal düzenleme yapılmalı” denilen raporda, üniversiteler, TÜBİTAK ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca bu maddelerin içeriğini değiştirecek, kokunun çekiciliğini azaltacak çalışmalar yapılması önerildi.

Rapordaki diğer öneriler ise şöyle:

-SHÇEK bünyesinde, Milli Eğitim, Sağlık, Adalet ve İçişleri bakanlıkları ve Türkiye İstatistik Enstitüsü’nün ortak kullanımını sağlayacak ‘Sokakta Yaşayan/Çalışan Çocuk Bilgi Ağı’ oluşturulmalı.

-Özellikle gecekondu bölgelerinde bulunan ilköğretim okulları eğitim-öğretim saatlerinin dışında ailelere yönelik çalışmalar için kullanılmalıdır.

-16 yaş üstü madde bağımlısı çocukların tıbbi ve mesleki rehabilitasyon süreci sonunda özel sektöre ait iş yerlerinde istihdamlarını sağlamak amacıyla ‘SSK primlerinin devlet tarafından ödenmesi’ gibi teşvik içeren yasal düzenlemeler yapılmalı.

-Şiddeti normalleştiren veya görmezden gelinmesini sağlayan geleneksel anlayışları dışlayan ve toplumda farkındalığın arttırılmasına yönelik kampanyalar yapılmalı.

-Çocuğa yönelik şiddete dair başvuru mekanizmalarının özellikle çocuk mağdurlar bakımından kullanılabilmesi yönünde basitleştirmeli. http://scholar.google.com/scholar?q=%C3%A7ocuk+istismar%C4%B1&hl=tr&client=safari&rls=tr-tr&um=1&ie=UTF-8&oi=scholart (çocuk istismarı ile ilgili tüm akademik makaleler)

 

Çocuk ve Şiddet

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 14:32
Tags:

Program 15

9 Şubat 2008

 
Çocuk Hakları’na göre;
Çocuklar her türlü istismar, ihmal ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmayacak, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak ve izin verilmeyecektir.
http://www.0-18.org/  (çocuk hakları ulusal iletişim ağı)http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yasayancalisancocuklar.htm

 

 

Kitap:
Çocuk ve Şiddet / Oğuz Polat / Der Yayınları
Kitap, bu konuda bilgilenmek isteyen herkese yönelik olarak yazıldı. Konuyla ilgili çalışmalar yapan doktor, hukukçu, sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve pedagogların yanı sıra anne-babaların da okuyabileceği bir kitap olması hedeflendi.
Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı 1 ve 2 / Oğuz Polat / Seçkin Yayıncılık