Düşe Kalka

Kentte Çocuk Çocukta Kent

Çocuk ve mekan Şubat 20, 2010

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 19:44
Tags: , ,

Program 94

20 Şubat 2010

Geçen programdan devamla, çocuk ve kentlilik bilinci, kent algısı, binalar, mekanlar üzerine düşünmeye devam ediyoruz… 

Yeni bir kavram: Çocuk dostu mekan… Ne anlaşılıyor çocuk dostu mekan diyince? Sigara içilmeyen, çocuklar için minik bir oyun köşesi olan, restaurantlarda çocuk menüsü bulunan yerler… Peki bu yeterli mi?

Çocukların en çok zamanlarını geçirdiği okullar nasıl olmalı? Okullardaki eğitim sistemini sorguluyoruz, ama okul binasının, bahçesinin, sınıfların nasıl tasarlandığını ve bunun çocukların psikolojisini, yaratıcılığı, konsantrasyonunu nasıl etkileyebileceğini neden sorgulamıyoruz?

Şehir Tiyatroları’nın çocuk sahneleri; Kağıthane Küçük Kemal Çocuk Sahnesi ve Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Sahnesi…

http://www.kentli.org/guncel/mekan_cocuk.htm

Çocuk etkinlikleri yahoogroups’a gelen bir anne önerisi:

Bir yer hayal ediyorum, çocuk çığlıkları kahkahaları içinde onlara ait bir yer, Nasredin Hoca var duvarında doğuran kazanıyla, Pamuk prenses ablası servis yapmakta, o farkında değil ama bizim ninniler kulağında, tarhananın kokusu burnunda. (Tıpkı çocukluğum gibi.) 

Bir yer olmalı çocukların bunları yaşayacağı bir yer, Teyzemin Mutfağı Çocuk Lokantası… Çocuklar için açılmış çocuk lokantası olsun istiyorum. Bizi anlatan, mutfağında bizim yemeklerimiz pişen. Bir yer hayal ediyorum, kocaman bir mutfak olmalı, pişen yemeğin kokusu her yeri almalı, girişinde yemek masaları, üst katında anne babaları ile kitap okuyan çocukları…

Belki de adı Çocuk Lokantası değil Çocuk Kültür Merkezi olmalı. Çocuklarınızın size eşlik ettiği değil, sizin çocuklarınıza eşlik edeceğiniz bir mekan…

Nazife Eyüboğlu

http://www.apartmenttherapy.com/sf/artwork/shoebox-living-childrens-rooms-through-their-eyes-107249

Kitap:

Mekanları Tüketmek / John Urry / Ayrıntı

Çocuk Mekanları / Tülay Zorlu – Şengül Öymen Gür / Yapı Endüstri Merkezi Yayınları

Çocuk mekânlarına karşı duyarlığı artırmayı hedefleyen kitap, çocuk mekânlarının tasarımında dikkate alınması gereken etkenlere dikkat çekerek başlıyor. Çocukluk dönemi fiziksel, bilişsel ve toplumsal gelişme evreleriyle tanımlanıyor. Bu evrelere bağlı olarak çocuğun artan çevre gereksinimleri betimleniyor; çocuğun çevresi ile etkileşimlerinin türleri ve bunlara bağlı olarak beklentileri araştırmalara dayalı olarak irdeleniyor. Kitap, çocuğun çeşitli beklentilerine yanıt vermesi gereken mekânları sınıflandırarak bu mekânların tasarım ilkeleri üzerinde duruyor. Çocuk mekânları belli bir evrimsel anlayış içinde, çeşitli tasarım ve projeler üzerinden çeşitli dizimsel çözümleme yöntemleri ve gamma analizi tekniğiyle irdelenerek değerlendiriliyor. 600’e yakın fotoğraf, çizim.

Mekan Ne O Mekan / Leyla Sakpınar / Can Yayınları

Dergi:

Mimar-ist dergisi 11. sayısında, Ana ve İlköğretim Yapılarının nasıl olması gerektiğini sorguluyor…

Yapı Dergisi, Şubat 2006 sayısı Çocuklar için Mimarlık temasını işliyor:

Dev Bir Kumdan Kale

Mimari Tasarımı dünyaca ünlü Amerikalı tasarım grubu Arquitectonica’ya ait olan Miami Çocuk Müzesi dev boyutlu bir kumdan kaleye benziyor. Kentten ayrılan bir ada üzerinde deniz kıyısında yükselen müzede duvarlar bükülüyor, katlanıyor, dalgalanıyor ve bir yüzeyden ötekine gölgeler oluşturuyor…

Düşgücü, Merak, Renk, Yaratıcılık…

Ayrıca dergide “Çocuk için Mimarlık” konsepti çerçevesinde tasarımı John McAslan+Partners’a ait olan Lavender Çocuk Merkezi, Rafael Viñoly Architects’in tasarladığı Brooklyn Çocuk Müzesi projeleri ile Louisiana Eyalet Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olan Dr. Y. Çağatay Seçkin’in kaleme aldığı “Walt Disney Dünyası ve Topiari” başlıklı yazı yer alıyor. 

 

Çocuklarda Kent Bilinci, Kent ve Çocuk

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 19:27
Tags: , ,

Program 93

13 Şubat 2010

Mimar ve yazar Simla Sunay, 2007’den beri çocuklarda kent bilinci oluşturmak amacıyla, farklı yaş grubundan çocuklarla yaptığı atölye çalışmalarını ve bunun neden önemli olduğunu bizlerle paylaştı…

  • Balıkesir Üni. Mimarlık Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Gaye Birol’un “Çocuk Dostu Kent Neresidir?” yazısından alıntı:

Çocuk dostu kentte mekan, çocuğa oyun yoluyla öğretici olmalıdır. Rasmussen’in Santa Maria Maggiore’nin arkasındaki basamaklarda top oynayan çocuklar örneğinde olduğu gibi (Rasmussen, 1994), çocuk, gündelik hayatında kentsel mekanda fark etmeden mimarinin temel öğelerini deneyimlemeli ve bu yolla öğrenebilmelidir. Bu kentsel mekanın da güçlü mimari fikirleri olan (Hürol, 2008) yapılar barındırması gereklidir. Bu yolla çocuk çevresini ve çevresindeki yapıların mimari kalitesini belirleyen doku, renk, malzeme, kütle ve biçim, sertlik ve yumuşaklık vb. özellikleri keşfedecektir.

“Çocuk dostu çevre” ya da “çocuk dostu kent” kavramını çok sayıda çocuk oyun alanının bulunduğu bir kentsel çevre ile özdeşleştirmek, diğer bir deyişle bu kavrama sadece nicelikle ilişkili bir konu olarak yaklaşmak doğru olmayacaktır. Kentteki çocuk oyun alanlarını motorlu araç trafiğinin yoğun olduğu ve bu nedenle çocuğun kolayca ulaşamadığı yerlerde konumlandırmak ve bu alanlardaki diğer kent mobilyalarının tasarımını önemsememek, bu mekanları çevrelerinden bağımsız olarak ele almak, duvarlar ya da diğer bölücü elemanlarla sınırlamak, bu alanlara dekor oluşturan kentsel ortamın fiziksel koşullarını, bu ortamın insan ölçeği ve özellikle çocuk ölçeği ile ilişkisini, özünde mekan kalitesini göz ardı etmek, kentte çok sayıda çocuk oyun alanı bulunmasına rağmen o kenti “çocuk dostu kent ” haline getirmeyecektir. Burada önemli olan, kent mekanının kendisinin çocukların fiziksel ve sosyal anlamda gelişimini destekleyecek biçimde düzenlenmesidir. Çocuğun fiziksel çevresinde yer alan yapılar, bu yapıların cepheleri, bahçeler, yollar, parklar, yeşil alanlar, oyun alanları gibi donatılar aracılığıyla merak etmesi, keşfetmesi, o çevreyi anlaması, özümsemesi, estetik değer yargılarının oluşması, aynı zamanda o çevre içerisinde çocuk olmanın gerektirdiği ölçüde sosyalleşebilmesi ve böylelikle toplum içinde bir birey olarak yaşamayı öğrenmesi gereklidir. http://w3.balikesir.edu.tr/~birol/cocuk%20dostu%20kent.pdf

http://peyzaj.org/cocuk-ve-mekan-iliskisi/

http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=46060

  • Özlem Bahadır’ın “Tasarlamanın Başlangıcı Çocuk Olup Oynamaktır” başlıklı yazısında:

Ülkemizde, kimi zaman, yoğun yapılaşma bölgelerinde her nasılsa kalabilmiş bir küçücük boş alana salıncak, kaydırak vb. oyun ekipmanları koymakla oyun alanı düzenlendiği düşünülüyor. Ülkemiz koşullarında ‘buna da şükür’ demek gerekir belki ama hedeflediğimiz doğru planlanmış oyun alanları için, oyun alanının kendi iç kurgusu kadar çevrenin alana etkisi de önemlidir. Çevre koşullarının uygunluğu, sadece trafik tehlikesine karşı alınan önlemlerden ibaret değildir. Çocuğun yaşam ortamındaki yapıların ezici etkisinden sıyrılıp, kendi dünyasıyla başbaşa kalabileceği ortamlar sağlanmalı, doğal ögelerden faydalanarak peyzaj düzenleme yoluyla bu ortamlar oluşturulmalıdır.

Günümüzde, özellikle gelişmiş ülkelerde, çocuk psikolojisi ve gelişimi üzerine yapılan araştırmalar, çocukların gösterdikleri davranışların, içinde bulundukları psiko-sosyal ortam ve mekanlar tarafından şekillendirilmekte olduğunu ortaya koymuştur. Doğru tasarlanmış mekanların, çocukların ruhsal ve bedensel gelişiminde olumlu etkiler yarattığı, bilimsel çalışmalarla da ortaya konulmuş bir gerçektir. Bu doğrultuda kullanılmakta olan mekanları yeniden düzenlemek belki zor olabilir; ancak bundan sonraki kentsel tasarım ve uygulamalarda tasarımcıların ve yerel yönetimlerin göstereceği hassasiyet, çocukların kent içerisinde sağlıklı bir şekilde büyümelerine ve geleceğe hazırlanmalarına olanak sağlayacaktır.

http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=28379

3 Mayıs 2008 tarihinde İTÜ’de yapılan Çocuk ve Tarihi Çevre Çalışmaları konulu bir toplantı yapılmış. Bu toplantının katılımcılarına baktığımızda; kültürel miras, kent kültürü, doğal ve tarihi çevre ile ilgili ÇEKÜL’ün “Kentler Çocuklarındır” projesi, Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin çalışmaları, Ankara Mimarlar Odası’nın 2004 yılında başlattığı “Koruma ve Çocuk” çalışmaları karşımıza çıktı. www.cekulvakfi.org.trhttp://cokaum.ankara.edu.tr/test3/index.php

http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=Belge&Sub=detail&RecID=2140

(18-21 Kasım 2009 tarihleri arasında Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde ARCHILD Uluslararası Mimarlık ve Çocuk Kongresi gerçekleştirilmiş. ‘Çocuklar Tarafından, Çocuklar İçin, Çocuklarla Birlikte’ temasıyla düzenlenen Kongre’de çocukların yaşadıkları kente, çevreye ve mekâna yönelik farkındalıklarını güçlendirmek ve çocukların mimarlık kültürüyle buluşturmak için yapılan çalışmalar, deneyimler paylaşıldı ve sorunlar tartışılmış… ) 

http://bianet.org/bianet/bianet/59337-cocuksuz-demokrasi-olmaz–2

Çocuk ve Mimarlık

Çocuklar ve mimarlar tarafından ortaklaşa yapılan bir projeden söz eden çocuklar Ege Sönmez ve Eda Kirişçioğlu, Türkiye’deki kentsel yapının çocukları ezdiğini söyledi.

Mimarlar Odası tarafından yapılan “çocuk ve mimarlık” konulu çalışmadan çok şey öğrendiklerini belirten Sönmez ve Kirişçioğlu, “büyüklerden” çocuk haklarına daha fazla dikkat etmelerini istedi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden Onur Yılmaz da, “Çocukların katılım hakkının, hayatın her alanında konuşulması gerekir. Çocukların kent içinde kendilerini nasıl hissettikleri, o kentlerin mimari yapılarının iyi veya kötülüğüne dair ipuçları verir. Ayrıca insanlar kentin oluşumunda ne kadar katılım gösteriyorsa, o ülkede o kadar demokrasi vardır” dedi.

“Çocuk ve mimarlık” çalışmasının, 2001 yılında Uluslararası Mimarlar Birliği’nin bir önerisinden sonra başladığını belirten Yılmaz, amaçlarının çocuk ve mimarlık kültürünü bir araya getirmek olduğunu söyledi. 

http://kulturbilinci.org/ (kültür bilincini geliştirme vakfı, kültür karıncaları projesi, İlköğretim çağındaki çocuklarda kültür bilincini geliştirmeyi amaçlamakta; yaşanan ortamı, anane ve gelenekleri, sahip olduğumuz maddi ve manevi değerleri, kültürel mirasımızı tanıtmayı, benimsetmeyi ve kent bilincini geliştirmeyi öngörmektedir.

Gündem:

Küpşehir “çok oyuncaklı sergi”

Beyoğlu Tünel’in yeni sanat mekanlarından Alan İstanbul, 13 Ocak-26 Şubat 2010 tarihleri arasında Ömer Ozan Erdoğan’ın hayal gücüyle kurulmuş kumaştan bir kente, Küpşehir’e ev sahipliği yapıyor. Kumaş, elyaf, sünger ve kumaşa basılan fotoğraflarla canlanan, Ömer Ozan Erdoğan’ın ilk karakter tasarımı sergisi Küpşehir, Creative Bonanza ekibinin katkılarıyla, şehri farklı gözlerden görmenize olanak tanıyor. www.alanistanbul.com

Kitap:

Yürüyen Çınar / Simla Sunay / Remzi Kitabevi (Sadi Güran’ın çizimleriyle)

Güneşten Sarı Baldan Tatlı / Simla Sunay / Hayy Kitap

Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı / Behiç Ak / Günışığı Kitaplığı

Rüzgarın Üzerindeki Şehir / Behiç Ak / Can Yayınları

Uyurgezer Fil / Behiç Ak / Can Yayınları

 

Renkler Şubat 6, 2010

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 08:57
Tags: , , , , ,

 

 

Okulda "kırmızı" günü

Program 92

6 Şubat 2010

Çocuk giyiminde ve eşyalarında dayatılan renkler; pembe çılgınlığı, çocuk odalarında renk seçimi, bunun önemi, çocukların sevdiği renkler, renklerin anlamı, renklerin müzikleri… Bebekler doğmadan önce aileler tarafından başlayan renk tercihleri…

Renk, ışığın değişik dalgaboylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız. (wikipedia)

İngiliz uzmanlar kadınların neden pembe rengi tercih ettiklerini araştırdı. Newcastle Üniversitesi uzmanları, bu sorunun cevabını net bir şekilde ortaya koydu.
İngiliz Newcastle Üniversitesi uzmanları kadınların pembe, erkeklerin mavi rengi tercih etmesinin öğrenilen bir davranış mı yoksa genetik mi olduğunu araştırdı. Toplam 200 kadın ve erkeğe mavi-pembe tonlarından oluşan renk şemaları gösterildi. Her biri 250 farklı şemayı değerlendiren deneklerde kadınların daima pembeye yakın renkleri, erkeklerin ise mavi skalasındaki renkleri seçtiği görüldü. Araştırmacılar kadınların pembeyi, erkeklerin maviyi sevmesiyle ilgili şu açıklamaları yaptı: 



Pembe: Olgun meyve…
İlk çağlarda kadınlar toplayıcılık yapıyordu. Meyvelerin olgunlaşıp olgunlaşmadığını anlamak için de kızarıklıklarına bakıyorlardı ve pembeleşmiş olanları topluyorlardı. Ayrıca çoğalmak için eş seçerken de yanaklarının pembe olmasına dikkat ediyorlardı. Çünkü bu, erkeğin sağlıklı olduğu anlamına geliyordu. İşte bu içgüdüsel tercihler pembe rengi çok sevmelerine neden oluyor. 



Mavi: Avlanma havası… İlk çağlarda erkekler avcılık görevini üstlenmişti. Açık ve berrak mavi bir gökyüzü, avcılar için havanın avlanmaya müsait olduğu anlamına geliyordu. Bu durumda bereketli bir gün geçirecekleri inancı maviyi sevmelerini sağladı.

http://www.ntv.com.tr/id/24937155 ( renk seçimine dikkat edin- bir fengshui uzmanı )

http://www.tumgazeteler.com/?a=141023 (erkek bebeklere neden mavi patik giydirilir) http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=13494255 (pembe çılgınlığına son!)

 http://www.alopsikolog.net/reh_oda.asp (çocuğunuzun odası ne renk olmalı?)

http://www.nuveforum.net/168-alternatif-tamamlayici-tip/22430 (renklerin-cocuk-psikolojisinde-onemi/ http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=3431 (müzik ve renkler)

KAOS GL’den Gülkan’ın yazısından alıntı:

“Çocuk Parkı Manzaraları

Pembeler ve mavilerin kodlandığı bir ortam… Rengarenk giyinen, saçları uzunca, ismi cinsiyetsiz bir çocuğunuz varsa çocukların cinsiyet kimliklerinin derhal anlaşılması gerektiği paniğine maruz kalıyorsunuz. Bir keresinde bir kadın ‘Peki, o halde, neden mavi giydirmiyorsunuz, anlaşılsın erkek olduğu!’ diye resmen fırça atmıştı. Beden jestleri, oynanan oyunların muhteviyatları ne kadar erkenden kodlanıyormuş meğer…”

KAOS GL’den Kürşad Kızıltuğ’un  yazısından alıntı:

“Emziklerin Cinsiyeti Olur mu?

Kızım üç aylıkken bir gün emzik almak için eczaneye gittik, eczacı bebeğin cinsiyetini sordu. Bir emziğin cinsiyetle ne alakası olabilir? Eczacı pembesi var, mavisi var demişti. Heteronormatiflik; bir emziğe bile cinsiyet giydirebilen bir kültür bu. Dünyaya gelmeden evvel bebeklerin cinsiyetlerini öğrenmek önemli işlerin başında geliyor. Hazırlıklar  buna göre  yapılıyor. İsimler genellikle cinsiyete göre seçiliyor, çoğu ismin manasını araştırdığımızda ataerkil ve cinsiyetlere atfedilmiş nitelikleri buluyoruz.”

Gündem:

Sıcak Çikolata Konseri

Birsen Ulucan piyano sınıfı öğrencileri Ege Narter, İdil Eker, İzem Gürer, İlayda Piyale, Bilge Ekşi, Ceren Ekşi, Kadıköy Süreyya Operası Fuayesinde ücretsiz oda müziği konseri verecekler. Kemanda Özcan Ulucan ve saksofonda Sedat Gürer’in de konuk olarak katılacağı konser 15 Şubat Pazartesi saat 18.00’de… http://www.sureyyaoperasi.org/

Kitap:

0-3 yaş arası renkler üzerine ilginç kitaplar var ama almadan önce içini bir okumakta fayda var, renkler nasıl tanımlanıyor diye; mesela “ kahverengi sıkıcıdır” diye bir tanımla da karşılaşabilirsiniz.

Renklerle Müzik Eğitimi / Dr. Salih Aydoğan / Arkadaş Yayınları Renkler 

Boya Kutusunda Yolculuklar /
Victoria Finlay / Dost Kitabevi

Harika Renkler / Miriam Stoppard / Mandolin Kitap (1-3 yaşındaki bebeklerin gökkuşağının tüm renklerini interaktif bir şekilde öğrenmesini sağlıyor. Bebekler dil, zihin, hafıza ve konsantrasyon becerilerini geliştirirken, anne babalar çocuklarının en sevdiği renkleri öğreniyor.)

Renkler Küsünce / Neşe Türkeş / Doğan Egmont

Renkler Cumhuriyeti – Beş Çocuk Oyunu / Enver Aysever / Remzi Kitabevi

El yapımı bir kitap örneği: http://montessoriegitimi.blogspot.com/2009/02/renk-ogretiminde-krmz-kitap.html

Öneri:

Yeni bir kitap blogu: http://birdolapkitap.wordpress.com/

 

Arkeoloji ve Çocuk Şubat 2, 2010

Program 91

30 Ocak 2010

Arkeolojinin günümüzde izleri nasıl sürülür?…

Arkeolojinin bize ne faydası var?…

Arkeoloji çocuklara göre bir şey midir?…

Indiana Jones gibi midir tüm arkeologlar?

Çocukların arkeolojiye ilgisi macera duygusuyla, esrarengiz olaylarla başlamaz mı?

Arkeolojiyle ilgili aklımıza takılan tüm bu konuları arkeolog, müzeolog Mine Küçük’ün katkılarıyla netleştirmeye çalıştık…

Arkeoloji, Yunanca kökenli bir sözcük ve eski şeylerin incelenmesi anlamına geliyor. Ancak Türkçe’ye yanlış bir şekilde “kazıbilim” olarak çevrilmiş, oysa kazı arkeolojik araştırma yöntemlerinden sadece bir tanesi. Arkeoloji asıl olarak kazı vb. yöntemlerle ortaya çıkarılan tarihî yapıtları kültürel, sanatsal ve tarihsel yönden inceleyen bir bilim. 

İstanbul’da arkeoloji denince…

  • Şark Eserleri Müzesi (ve Yakın Doğu Eserleri), Çinili Köşk ve Arkeoloji Müzesi’nin hepsini içeren İstanbul Arkeoloji Müzesi. Dünyada müze binası olarak tasarlanan ve kullanılıan ilk 10 müze arasında yer alan, 19. yüzyıl sonunda Osman Hamdi Bey tarafından kurulan Arkeoloji Müzesi, yeniden planlanıyor. 2016 yılına kadar tamamlanması planlanan projede, kullanım alanları genişletiliyor ve bünyesine bir de Eğitim Birimi katılıyor. Şu anda da müzede bir de Çocuk Bölümü yer alıyor. Ayrıca, Marmaray çalışmaları sırasında rastlanan arkeolojik bulgular da sergileniyor…
  • Sadberg Hanım Müzesi
  • Yenikapı’da süregelen kazı çalışmaları… Buradaki bulguların yer aldığı bir müze projesi de var. Ancak Yenikapı’daki arkeolojik kazı alanının bilim adamları ve uzmanlar dışında gezilmesine izin verilmiyor.
  • Küçükyalı Arkeoloji Parkı. İstanbul Küçükyalı’da, Bizans Dönemi Satyros Manastırı’na ait olduğu tahmin edilen ve bugün çok yoğun konut dokusu içinde kalmış bir arkeolojik alan ve yakın çevresini içeren 10.000m2‘lik alanı, yumuşak peysaj öğeleri ağırlıklı bir arkeolojik parka dönüştürme projesi. 2010 Kültürbaşkenti kapsamında yer alan proje ile ilgili detaylara da istanbul2010.org ‘dan ulaşılabiliyor.
  • Sultanahmet’teki Four Seasons Oteli arkasındaki arkeolojik alan. Bu alan otelin konumundan dolayı tartışmalara yol açan, ama kazıların da sürdüğü bir alan… http://www.arkeologlardernegist.org/news51.php

http://www.kured.org/arkeolojivecocuk.htm

http://www.sider.org.tr/public/haber.aspx?id=2

www.bilimmerkezi.itu.edu.tr/ (yaz aylarında minik arkeologlar adlı bir atölye çalışması gerçekleştirilmiş…) 

http://www.aktuelarkeoloji.com/

Gündem:

Sermet Çifter Salonu’nda Ninniler Üzerine Bir Müzikli Söyleşi

YKY’dan çıkan M. Sabri Koz’un hazırladığı Her Güne Bir Ninni kitabının ardından, 6 Şubat’ta yazarın konuk olacağı söyleşide, Nuran ve Melih Duygulu da canlı müzikle söyleşiye katılacaklar. Dinleti/Söyleşi Sermet Çifter Kütüphanesi’nde 11.00’de…

Kitap:

Antik Devirde Çocuk Eğitimi – Yazılı Kaynaklar ve Arkeolojik Buluntular Işığında / Ian Jenkins / Arkeoloji ve Sanat Yayınları (Arkeolojik kazi ve araştırmaların sayısal artışı, arkeologlara oldukça yeterli eser ve belgelerle çalışma olanağını sağladığından, özellikle eser ve yazılı belge yönünden zenginlesen çagları, tüm boyutları ile değerlendirebilme şansı doğmaktadır. Ian Jenkins’in “Antik Devirde Çocuk Egitimi” isimli bu yapıtı da, aynı yöntemle yazılmış. British Museum asistanlarından olan yazar, müzede sergilenen eserlerle birlikte, yazılı belgelerdeki bilgileri de araştırarak, M.Ö. 5. yy. Yunan toplumunun sosyal yaşamından küçük ama çok ögretici bir kesit sunmuş. Kitabin, sosyal yaşamı anlatan bölümünde çocuklara dönük, öykümsü bir anlatım kullanılırken, eserlerin anlatımında, arkeolojinin kendine özgü anlatım dili kullanılmış.)

Hititleri Boyayalım / Arkeoloji ve Sanat Yayınları

Su Perisinin Gözyaşları Allianoi / Arkeoloji ve Sanat Yayınları

Zaman Tüneliyle Sümer’e Yolculuk / Muazzez İlmiye Çığ / Kaynak Yayınları

Işık Soytürk’ün kitapları / Filiz Yayıncılık

İstanbul Masalı ve Ala Çocuk Yollarda / Mine Soysal / Günışığı

Troya Masalı / Azra Erhat / Günışığı

Anadolu’nun Eski Sakinleri Seti (Hititler, Urartular, Frigler, Galatlar, Çatalhöyüklüler) / Behzat Taş / Maya Kitap