Düşe Kalka

Kentte Çocuk Çocukta Kent

Düşe Kalka tatile çıkıyor… Nisan 27, 2010

Program 101

24 Nisan 2010

23 Nisan kutlu olsun… Hoş geldin bahar… Ve  tatile çıkıyoruz… O nedenle bu hafta biraz havadan sudan, içimizden geldiği gibi bahar havasında bir program yapmak istedik…

  • Uçurtmanızı alın sahillere parklara çıkın!
  • Sahillerdeki kiralık sandallarda çocuklarınızla denizi daha da yakından yaşayın!
  • Sandviçlerinizi, içeceklerini hazırlayın, topunuzu, frizbinizi alın ve yine sahilde veya parkta küçük bir piknik yapın!
  • Bisiklet turlarına başlayın! (Her ayın son cumartesi günü critical mass’i unutmayın; http://www.criticalmassistanbul.org/ )
  • Ejdarhanı Nasıl Eğitirsin şimdi sinemalarda; önce Günışığı’ndan çıkan kitapları okuyun sonra sinemaya koşun, ya da tam tersi…
  • Yarın HES’e, nükleere, termiksiz yaşama karşı eyleme; kadıköy meydanı, saat 12.00  (www.kureseleylem.org)

Kitap:

Tatile girerken bize tüm programlarımızda gerçek bir yol gösteren olan nitelikli kitaplar için yayınevlerine teşekkürler… Bu kez tek tek kitaplar yerine bize iyi gelen, ufuk açan, bizi eğlendiren son dönem yazarları düşündük…

Asa Lind (müthiş Kumkurdu serisinin yazarı yeni kitaplarıyla ve belli ki her zaman takibimizde…)

Andrew Clements (Çocuklara hakları olduğunu üstüne basa basa hatırlatan ve onları hakları konusunda yüreklendiren heyecan verici bir yazar)

Behiç Ak (her zaman eğlenceli, düşündürücü ve zengin)

Houshang Moradi Kermani (Behrengi’nin izinde, İran edebiyatının yeni temsilcisi, farklı dünyaları, yoksunlukları,özgürlüğü, hayalleri keşfedebilmek için…)

Julia Donaldson (Tostoraman’ın annesi, şiirsel anlatımıyla okul öncesi için farklı bir yerde duruyor, ama okul çağı kitapları da var…)

Philip Reeve (bilim kurgunun yeni adı…)

Listeyi birlikte uzatmaya ne dersiniz? Vazgeçilmez yazarlarınızı ve niye vazgeçilmez olduklarını bizimle paylaşırsanız yeni keşifler yapma şansımız olur…

 

Yeniden çocuk olmak…

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 09:16

Program 100

17 Nisan 2010

Tekrar yayını; çocuk olmak…

 

Besinlerimiz Nisan 13, 2010

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 12:52
Tags: , , , ,



Program 99

10 Nisan 2010

Slow Food Yağmur Böreği ve ÇEKÜL ortaklığında, ilkokul öğrencilerine yönelik Tohumdan Sofraya – Mevsiminde Sebze Meyve Tüketimi Eğitimi’nde hem çocuklar hem anne-babalrı hem de öğretmenler beslenme üzerine pek çok şey öğreniyorlar…

Ne yapıyoruz Tohumdan Sofraya Eğitimi’nde?

Çocuklara neden mevsiminde yetişen sebze meyveleri yemeleri gerektiğini, bir günlük beslenme tabağının nasıl olması gerektiğini, sebzelerin meyvelerin nerelerde nasıl yetiştiğini konuşuyoruz ve sonra da mutfağa giriyoruz… Değişik tadların, kokuların peşinde, annelerin çoğu zaman uzak tutmayı tercih ettiği mutfakta çocukların nasıl minik birer aşçı olabildiğine şahit oluyoruz. Eğitimin en eğlenceli kısmı da mutfak bölümü zaten. 

ht tp://yagmurboreg.blogspot.com

www.cekulvakfi.org.tr

Öneriler:

  • Balkonunuzda, varsa bahçenizde maydanoz, dereotu, fesleğen, domates gibi sebzeler yetiştirin ve yemeklerinizde bunları kullanın.
  • Çocuklarınıza meyvelerin çekirdeklerinin onların tohumları olduğunu anlatın. Tohumları önce minik saksılarda, gelişip fidan olmaya başladıkça biraz daha büyük saksılarda, sonra da apartmanınızın bahçesinde veya belki bir parkta büyütün.
  • Çocuklarınızı mutfağa sokmaktan çekinmeyin. Ortalığı ve üstlerini biraz kirletebilirler, ama eğer kendi eli değdiyse en yemeyeceği şeyi bile yiyebilir böylece çocuklarınız.
  • Olabildiğinde ekolojik pazarlardan veya bildiğiniz küçük üreticiden, yerel pazarlardan (İnegöl pazarı) alışveriş edin.
  • Marketten bile alışveriş etseniz aldığınız sebze-meyvenin nerede üretildiğini sorun. Mamül ürünlerin etiketlerini okuyup, içeriğini incelemeden almayın. 
  • Yediklerimizin içinde gerçekten neler var konusunda biraz daha araştırmacı olun. Güvendiğiniz kaynaklardan gıda üretim zincirinde neler oluyor takip edin. Kısacası daha bilinçli, sorgulayan bir tüketici olmak için çaba harcayın ve bu bilinci çocuklarınıza da verin!

http://fikirsahibidamaklar.blogspot.com 

http://gidamuhendisim.com/

http://gdohp.blogspot.com/

http://groups.google.com/group/cigsutureticileri?hl=tr_TR

Çiğ süt üreticileri süt satmama grevini 04.04.2010 tarihi itibari ile başlattı. Bu asla tüketiciye karşı değil, kazanç hırsı bir türlü doymak bilmeyen sanayiiciye karşıdır.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDE SÜT TOZUNUN TÜKETİCİ TERCİHİNDE OLMASI KAMPANYASI

Annelerin, gençlerin, verdikleri ve verecekleri destek ile süt ve süt ürünlerinde süt tozu kullanımının tüketicilerin tercihinde olması için süt ve süt ürünleri ambalajlarında << süt tozundan imal edilmiştir>> veya <<çiğ sütten imal edilmiştir>> yazılarının okunaklı bir şekilde yazılması için yasal bir başvuru kampanyası başlatmış bulunmaktayız.

                Gerekçelerimiz :

1-      Süt tozundan Çin’ de çocuk ölümleri meydana gelmiştir.

2-      Avrupa Birliği Ülkelerinden Fransa’nın bir başka ülkeye ihraç ettiği süt tozunda insan sağlığına aykırı bakteri tesbit edilmiştir.

3-      Çiğ Sütten yapılan süt ve süt ürünlerindeki besin değerleri ile Süt tozundan yapılan süt ve süt ürünlerindeki besin değerleri aynı özelliklerde değildir.

4-      Süt tozunun yapımı esnasında , uzun süre dayanıklığı için katkı maddeleri katılmaktadır.

5-      Bu talebimiz asıl amacı Ülkemiz insanlarına ve gelecek nesillere sağlıklı ve besin değerini en yüksek düzeyde ulaştırılmasıdır.

Tüm bu sebeplerle süt tozundan süt ve süt ürünleri tüketmenin tüketicinin tercihinde olmasını gerekmektedir.

Süt ve süt ürünlerinin başlıca iki temel hammaddesi vardır. Birincisi çiğ süttür ikincisi süt tozudur.  Çiğ Süt esas bir hammaddedir. Süt tozu ise ikame bir hammaddedir.

Süt ve süt ürünleri bir gıdadır. Gıdalarda hammaddenin gıda ambalajları üzerine yazılması yasal bir mecburiyettir.

http://www.sutplatformu.com/ 

Gündem:

İBBŞT Çocuk Şenliği ; http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/AnaSayfa.aspx  

Kitap:

Ne yazık ki çocuklara beslenme, mutfak kültürü ya da çiftlik hayatı ile ilgili bilgiler verecek kitaplar yok! Piyasada bulunan, özellikle çocuklara pişirilecek yemeklerle ilgili kitapların çoğunda ise pratik ama sağlıklı olmayan öneriler yer alıyor. Hala Türkçeye çevrilmedi ama en azından İngilizce bilenlere ise Jamie Oliver’ın kitaplarını öneriyoruz… http://www.jamieoliver.com/ 

Konuyla ilişkilendirebileceğimiz sığ seçenekler ise:

Limon Ağacının Şarkısı / Arslan Sayman – Deniz Üçbaşaran / Redhouse Kidz

Çiftlikte / Tübitak Erken Çocukluk Kitaplığı

Cemile’nin Oyuncak Sandığı / Aline de Pétingy / Kaknüs 

Film:

Food Inc. / Gıda Ltd. / Robert Kenner

 

Çocuk Yazını Nisan 6, 2010


Program 98

3 Nisan 2010

Milli Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son haftasını kütüphane haftası olarak değerlendiriyor… Kütüphane Haftası’nı bahane edip çocuk yazını üzerine kafa yormak istedik… 

  • Edebiyat büyürken ne işe yarar?
  • Edebiyat büyütürken ne işe yarar?

Bu iki soruya vereceğimiz yanıtlar çocuklarımızın ve bizim edebiyatla kurduğumuz ve/veya kuracağımız ilişkinin anahtarları olabilir. O nedenle bu iki sorunun yanıtlarını arayarak ‘çocuk ve edebiyat’ ilişkisini başlatabiliriz belki de…

“Çocuk edebiyatı ürünlerinin temel amacı, çocuklara duyarlılık kazandırmak, onların güzele yönelik duygularını geliştirmek, düşünce evrenini genişletmek, onlara yaşam ve insan gerçeğine ilişkin sanatçı duyarlılığıyla kurgulanmış ipuçları sunmak, anadilinin kullanım olanaklarını sezdirmek ve onları yazılı kültürle sürekli etkileşim kurabilen bireyler kılabilmektir.” (EğitimSen’in 2010 Kitap Katalogu’ndan, Sedat Sever’den bir alıntı)

http://kitaptanitimlari.blogspot.com/

“Çocuk edebiyatı ile öğretmenlerin ilişkisi nasıl olmalı?” ve konuyla ilgili pek çok ufuk açıcı yazıya ulaşabileceğimiz bir blog; http://bilginadali.wordpress.com

Gündem:

Tütün Deposu’nda Çocuk Kitapları Etkinliği

İstanbul İsveç Başkonsolosluğu’nun desteği ve Anadolu Kültür ve Kanat Kitap işbirliği ile gerçekleştirilen, düşük gelirli ailelerin çocuklarına yönelik “Her Çocuğa Bir Kitap” projesi devam ediyor.

Projenin hedefi, Anadolu’nun değişik şehirlerinde ya da büyük şehirlerin yoksul semtlerinde eğitim görmekte olup, nitelikli kitapları alma imkânı bulamayan öğrencilere bu kitapları ulaştırarak, onları hem zengin içerikli hem de baskı kalitesi yüksek kitaplarla tanıştırmak…

Proje kapsamında basılan kitaplar bu ay Tophane’deki ilkokul çocuklarıyla buluşacak. 14 Nisan Çarşamba saat 18.30’da Tütün Deposu’nda düzenlenecek olan etkinlikte, “Elika Tomson’un Keşif Günlüğü” adlı kitabın yazarı Asa Lind ve çevirmen Ali Arda ile bir söyleşi gerçekleştirilecek. 

İyi cüceler’de kitap okuma etkinliği

4-8-17-22 Nisan tarihlerinde saat 11.00’de Yıldıray Karakiya çocuklara kitap okuyor. 23 Nisan’da ise yine saat 11.00’de Yekta Kopan Burun isimli kitabını okuyor ve imzalıyor… http://iyicuceler.com/

Mummenschanz Pandomim Tiyatrosu

1972 yılında kurulduğundan bu yana Broadway’in Bijou Tiyatro sahnesi de dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde maskeler, farklı kostümler, özel ışıklandırmalar ve mimleriyle seyircilerle özel diyaloglar kurarak çok farklı projeler geliştiren nadir topluluklardan birisi olan İsviçre’li Mummenschanz grubu, kendi alanında dünyada en çok ün yapan pandomima tiyatro grubudur. Yaklaşık 40 yıldır, Mummenschanz tiyatro grubunun eserleri, 7’den 70’e her kesimden seyirciye hitap ediyor.  10-11 Nisan, saat 20.00, Devlet Tiyatroları Cevahir Sahnesi

Kitap:

Eyvah Kitap! / Mine Soysal / Günışığı Kitaplığı

Çağdaş Çocuk Yazını / Selahattin Dilidüzgün / YKY

Çocuk ve Edebiyat / Sedat Sever / Kök Yayıncılık

2010 Kitap Katalogu / EğitimSen

Dergi:

İyi Kitap / Tudem

Birinci yaş gününü kutlayan İyi Kitap, 29 Mart günü Ankara, Milli Kütüphane’de düzenlenen 46. Kütüphane Haftası açılış töreninde, Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından “Kütüphane Dostu” plaketine layık görüldü. www.tudem.com

Okyanus / www.saklambac.com.tr

 

Hoşgörü – Çocuklarda küfür Mart 16, 2010

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 15:05
Tags: ,

Program 97

13 Mart 2010

21 Mart Uluslararası Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele, yani Hoşgörü Günü

Kentin gündelik halinde herkes herkese fazlasıyla sinirleniyor, herkes gergin, herkes yorgun… Böyle bir hayhuyda incir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerle insanlar birbirlerine bağrışıp, küfrediyorlar. Hatta bazen yumruk yumruğa giriyorlar birbirlerine. O kadar fazla rastlıyoruz ki bu duruma kanıksadık artık ve çocuklar da sokakta her gün böyle bir durumla karşılaşıyorlar. Sonra biz büyükler onlara küfretmenin doğru olmadığını söylüyor, barıştan, hoşgörüden, insanların birbirini dinlemesinden söz ediyoruz… Hoşgörü diyince, tabii ki ayrımcılık, ırkçılık gibi meseleler de geliyor akla, ama biz daha aynılıklardaki hoşgörüzlüğü bile yoğun yaşıyoruz metropolllerde…

Küfür; bir şeye kızıp sinirlenince çoğu kişinin kullandığı kötü söz.

çelik ayna; ilkokul savunması. uzun küfürleşmelerden sonra söylenir ve olayı bitirir. söylenilen küfürü geri idade edeceğine ve kırılmadığı için, söyleyenin bu küfür yarışını kazandığını gösteren kelime grubu, başka bir deyişle 0-12 yaş aralığının en başta söylemeyi akıl edemediği son söz. Örnek:

-salak

-sensin salak

-ayna tuttum sensin.

-çift taraflı ayna tuttum sende patlasın.

-çelik ayna. ıhk noldu noldu?

– bunu sen istedin der ve son noktayı koyar.

http://www.cocukpsikolojisi.net/?module=pages&SID=25

Çocuklarda Küfürün Nedenleri

1- Dikkat çekme: Bazı çocuklar ana-babadan yeterli ilgiyi göremiyorlarsa, dikkat çekmek için küfrederler.


2- Sarsılma: Bazı çocuklar için yetişkinleri şok etme, rahatsız etme eğlenceli olabilir.


3- Ağızdan kaçıverme: İnsanlarda engellenme ya da kızgınlık hissedildiğinde ya da fiziksel bir gerginlik olduğunda küfürün ağızdan çıkıvermesi çok doğaldır. Çok engellenen, yaşama alanı çok daraltılan çocuk, kızgınlık olarak küfredebilir.


4- Savunma: Bazıları için kötü söz söyleme bir savunma davranışıdır. Küfür etmenin tam anlamıyla yasak olduğu çevrede yetişenler, isyan ederek bağımsızlıklarını göstermek isterler.


5- Olgunlaşma: Bazen de çocuklar yetişkin olmanın bir sembolü olarak, kötü söz söylerler.


6- Akranları tarafından onaylanması.


7- Çocukça bir zevk: Küçük çocuklarda banyo ve ona ilişkin konuşmak, çocuklarda bir tür çocuksu seksüel zevk alma durumu ortaya çıkarmaktadır.

Küfürü Önlemek İçin Yapılamsı Gerekenler

1-Örnek oluşturma: Eğer kaba ve küfürlü bir konuşmaeğilimini kendinizde engelleyebiliyorsanız, çocuğunuzda bu kontrolü sizi taklitederek öğrenecektir.


2- Dürtülerini ifade edebilme: Eğer çocuk,size olan kızgınlıklarını rahatlıkla dile getirebiliyorsa, bu özgürlüğe sahipise, olumsuz duygularını belirtmek için daha az küfürlü sözcük kullanacaktır.


3- Tartışma: Bu kelimeler bir kağıda yazılaraktanımlanır ve daha sonra tartışılır.


4- Önemsememek: Çocuklar kötü sözcükler kullandığında, anne-babalar bu duruma pek fazla üzülüp şaşırmıyorlarsa,çocukların bu sözcükleri söylemeleri için bir nedenleri kalmayabilir.


5- “Dilsizlik Oyunu”: Ana-babalar böyle durumlarda şoke olmaktan çok, sessizlik oyunu oynayarak çocuğuyönlendirebilirler. “senin kullandığın kelimenin anlamı nedir?”,”anlamıyorum”, denilerek çocuktan yanıtlaması istenir.


6- Yaratıcı olmaya özendirmek: Yaratıcı uğraşlar, yazınsal faaliyetler, spor vb. Yaratıcılığı artırıp kötü söz kullanımınıengeller.


7- Kötü sözcüklerin yıpratılması: Çocuk bukelimeyi kullandığında 5 dakika boyunca bu kelimeyi söylemesini isteyin. Büyük olasılıkla bir daha kullanmayacaktır. Söylemek istemediği zaman, ancak kötü sözcüğü kullanmaktan dolayı verilen cezayı uyguladıktan sonra, istediğiniyapabileceğini söyleyin.


8- Ciddi cezalandırmama: Eğer çocuğunuzu, döverek, bağırarak, tehdit ederek cezalandırırsanız; çocuğunuz bukelimeleri yakalanıp cezalandırılmamak için, gizlice kullanmayı öğrenir. 

Kitap:

Konuşmak Yok! / Andrew Clements / Günışığı Kitaplığı

Cemile Kötü Söz Söylüyor / Aline de Petigny, resimleyen Nancy Delvaux / Kaknüs

 

Gelecek

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 14:58
Tags: , ,

Program 96

6 Mart 2010

Bizim çocukluğumuzda bilimkurguya yaklaşan 2000’li yıllar tahayyülleri vardı; 2010’da arabalar gökyüzünde süzülecek, herkes camdan evlerde oturacak… Aslında hepten de yanılmadı kâhinler; dünya başka türden bir zamana sıçradı. Yaşam, hem kent ölçeğinde hem yerküre ölçeğinde ve hem de ev içlerinde aynı düşük standardını koruyor –belki görece daha da düşük bir standartla ilerliyor. Ama yine de bugünün çocukları için gelecek algısının bizim çocukluğumuzdaki gibi olmadığını seziyorsak, bunun bir nedeni olmalı: Belki tüm bu aynılığa rağmen, iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve birçok alanda karşımıza çıkan ‘retro’ yönelim nedeniyle, zaten bambaşka bir zamanda yaşıyoruz artık. 

–   Robotlar insanların yerini alacak mı? (Almadı mı ki?)

–   Kapsüllerle mi besleneceğiz? (Nitekim, besleniyoruz. Ender Saraç beyefendi bile, sebze yemeyen çocukların kapsüllerle sebze ihtiyacını gidermenin mümkün olduğunu söyledi)

–   Arabanız sizin yerinize mi karar verecek? (GPS, navigazyon cihazı ne ki zaten?)

–   Ömrümüz uzarken genç de kalabilecek miyiz? (Estetik cerrahi!)

–   III. Dünya Savaşı çıkacak mı? (Çıkmadı mı ki?)

Gelecek tahayyüllerini tersten okumak da mümkün; gelecek dediğimiz şey, birçoğumuzda daha uygarlaşmış bir dünya resmiyle birlikte anılıyor. Oysa sağlıklı bir gelecek için uygarlığın reddinin kaçınılmaz olduğunu söyleyenler var. (Bkz. Gelecekteki ilkel, John Zerzan, Kaos Yayınları) Tevekkeli değil, bizim çocukluğumuzdaki gelecek fikriyle bugünkü arasındaki en büyük fark, geleceğin bir yok oluş olduğuna inanılması değil mi? 2012, Avatar gibi filmler, yakın gelecekte bizi bekleyen yok oluşa işaret etmiyor mu? O halde, bugünün çocukları için gelecek fikri, belki de yoktur! İşte bu düşüncelerden hareketle çocuklara ‘gelecek’ dedik…

Çocuklardan yanıtlar:

  • Gelecekte iyi bir okula girmek ve sonrada iyi bir iş sahibi olmak… Başarılı olmak…
  • SBS sınavlarını geçmek…
  • İyi bir iş sahibi olmak, mutlu bir evlilik yapmak…
  • Dünyanın geleceğini pek düşünmüyorlar. Zorlarsak gündemden söz ediyorlar; ekonomik kriz, küresel ısınma, susuzluk… Daha çok çevresel sorunlar geliyor akıllarına ama yine kötü bir tablo çizmiyorlar. Böyle giderse kötü olacak diyorlar ama yine de kendi yetişkinliklerini pek hayal edemiyor, bunu pek de umursamıyorlar…
  • Ayrıca, bilimkurgu nedir bilmiyorlar, onlar için bir şey ifade etmiyor… Uzaya gitmek ilgilerini çekmiyor… Bilimkurgu filmleri ya da kitaplarında anlatılanları da gerçekdışı buluyorlar… Bu anlamda hayal güçleri çok sığ ve son derece mantıklı düşünüyorlar… Uçuk kaçık değiller…

– ecek, – acak eki ; eylemin, anlatımdan sonraki bir zamanda gerçekleştirileceğini bildiren zaman kipi, gelecek zaman kipi olarak adlandırılır.

Bilimkurgu; yakın ya da uzak gelecek ile ilgili hikâyelerin bugün mümkün olmayan bilim ve teknoloji unsurlarını kullanarak oluşturulmasıdır. Yapısal ve pazarlama bağlamında bilimkurgu güncel gerçeklik içinde bulunmayacak kurgusal ögeler içeren yaratıcı çalışmaları tanımlamak için kullanılabilir.

Kitap:

Büyüklere;

Gelecekten Anılar – Bir Huzur Çağı / William Morris, Ayrıntı Yayınları, 2002

Gelecek Öyküler / Seçki, Okuyan Us Yayınları, 2003 

Gelecekbilim Kongresi / Stanislaw Lem, İletişim Yayınları, 1997

Gelecek Dosyaları: Gelecek 50 Yılın Tarihi / Richard Watson, Yakamoz Yayınları, 2010

Gelecek 100 Yıl: 21. Yüzyıl İçin Öngörüler / George Friedman, Pegasus Yayınlar, 2009

Türk Çocuk Edebiyatında Bilim Kurgu / Mazlum Akın, Bizim Kitaplar

Çocuklara;

Asimov kitapları…

Evrendeki Son Kayıt / Rodman Philbrick / Günışığı Kitaplığı

Şafak Feneri (1. kitap), Yıldız Geçidi (2. kitap) / Philip Reeve / Tudem Yayınları

Film:

Star Wars / Yön. George Lucas

Star Trek / Yön. JJ Abrams

I, Robot / Yön. Alex Proyas 

Wall-E / Pixar

Avatar / Yön. James Cameron 

 

Kent içi yolculuklar Mart 15, 2010

Filed under: Uncategorized — dusekalka @ 09:20
Tags: ,


Program 95

27 Şubat 2010

  • Yolculuk eden çocuk sayısı oldukça az, kent içinde çocuklar daha çok evden okula, okuldan eve servisle, ordan da alışverişe araba ile taşınıyor, ya da haftasonu bir yere gideceksek rabaya mecburuz. Aslında değiliz!
  • Bebekle ve pusetle belediye otobüslerinde yolculuk etme macerasına gönüllü anneler kulübü kurulabilir mi? Belli gün ve saatlerde belediye otobüsüne binmeye çalışsak pusetlerle! Belki o zaman “ya neden pusetle otobüse biniyorsun, git taksiye bin” denmez, ya da otobüsler değişir, şoförler eğitimden geçer gibi gibi…
  • Pusetsiz olarak, bebeğimiz kucağımızda çocuğumuz yanımızda minibüs ya da dolmuşlara bindiğimiz, binmeye cesaret ettiğimiz zaman nelerle karşılaşıyoruz? (Hız / açık camlar / Ani fren / Kol dışarda duman içerde, içilen sigaralar… Bazen de hoş bir müzik, güzel güzel sohbet eden insanlar… )
  • İstanbul içinde orta ve alt gelir grubu aile çocukları daha çok toplu ulaşım araçlarını kullanıyor diyebiliriz. Risk faktörleri gözetilerek, toplu ulaşımın çözülemeyen problemlerinden dolayı, daha sınıfsal bir yapı görüyoruz. Oysa ulaşım herkes için…
  • Bisiklet ne zaman bir ulaşım aracı olarak kabul edilecek?

http://paldirkultur.wordpress.com/2009/10/15/tren-yollarindaki-taslar-ne-ise-yarar/#comment-150

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12472460

http://www.ulasimonline.com/TURIZM/11747/Istanbullu-10-bin-cocuk-denizle-tanistirildi.html

www.ortakaraba.com

Kitap:

Arabalarım / Erhan Bener / Remzi Kitabevi

Sahici Trenler için Oyuncak Kitap / Enis Batur / YKY

Çılgın Arabalar, Eğelenceli Trenler, Çalışkan Tarktörler, Neşeli Kamyonlar / Lorella Flamini / Net Turistik Yayınları

Trenlerin Hikayesi / Jane Bingham / Bilge Kültür Sanat

Ece ile Efe Trene Biniyorlar / Catherine Metzmeyer – Marc Vanenis / Tudem

Vapurları Seven Çocuk / Bahiç Ak / Günışığı Kitaplığı

Denizin Altını Merak Eden Vapur / Aytül Akal / Uçanbalık Yayıncılık

Nina’nın Vapurları / Sabine Buchmann / Bartok Yayınları (Kitap almanca-türkçe ve fransızca-türkçe olarak yayımlanmış. Yayınevi kapandığı için baskısı tükenmiş. Yine de küçük kitabevlerinde ya da sahaflarda karşımıza çıkabilir…) 

Film:

Tren Thomas ve Arkadaşları Serisi : www.thomasandfriends.com

The Cars / Arabalar